Sanırım ben hâlâ büyümedim,aslında hangimiz büyüdük ki şu hayatta gün geçmiyor yeni bir şey öğrenmeyelim.Oysa ben çocukluğumdan kalan bir sürü alışkanlığıma devam ediyorum,halen radyo dinliyorum ,hiç bırakmadım.Ve radyolardan edindiğim tüm güzel alışkanlıklarıma da devam ediyorum.Şarkılarımı dinlemeyi hiç bırakmadım.Her gün her an müziklerim yanıbaşımda.
Bugün için en sevdiğim parça olan ” Smile” dinliyorum,Tony Bennett ya da Nat King Cole yorumu en çok sevdiğim yorumlardır.Bugün aşka biraz ara verip , her iki yorumu da dinledim,bu parçanın en güzel yanı bir Cahrlie Chaplin bestesi olması,içinde hüzün ,gözyaşı keder, hayata karşı yenik düşmüş bir insan hali var evet hikayesi hüzünlü belki ama melodide öyle sıcak ve yumuşak notalar öyle insana kendini huzurlu hissettiren bir yan var ki içinizi bir Güneş gibi ısıtan o sözcük tüm varoluşuyla duruyor parçanın bütününe sinmiş halde size gülümsüyor.
Bu şarkıyı dinlediğim o ilk anı hiç unutmam,çocukluk işte çocukluk dediysem de yeni yeni genç olmaya aday olduğumuz o yaşlardan söz ediyorum,bir sürü şey var hayatınızda okul dersler gelecek planları ,âşık olduysanız da başka bir türlü ,ders çalışmak da gerekli diğer yandan da, işte Adananın o insanı mahveden sıcak bir yaz akşam üzeri,yine okul çıkışı ve ben eve bir an önce gidip radyomu açıp TRT 3 deki en sevdiğim caz ya da klasik müzik programlarımdan birini dinleyebilme hevesiyle heyecanla eve geldiğim bir akşam üzeri,nasıl geldiğimi bilmiyorum hava öyle sıcak ki yürümek dahi zor bir eylem o anda.Ama aklımdaki tek şey eve vardığımda ne dinleyeceğimdi.O heyecanım aslında hiç bitmedi.Radyo dinlemek hep çok özel bir keyif oldu benim için ve hiç bitmedi.Sanırım hayat bazı edindiğimiz güzel alışkanlıkları terk etmediğimiz sürece güzelleşiyor.İşte “smile’ ı ” ilk dinlediğim an öylece kalakalmıştım,radyonun düğmesini açınca üzerimi değiştirmek yemek vs hiç birisi aklımda değildi,bir yeni şarkım daha olmuştu ve dikkatle onu dinliyordum ,bir tür yeni matematik formülü gibi not edip hemen öğrenmeyi istiyordum ve radyoda çalan parçaya kilitlenmiştim;
“Gülümsemek diyordu sadece gülümse,her ne olursa olsun hayatında sadece gülümse,İyi de ben Autumn leaves,fly me to the moon , I love Parıs, Over the rainbow’u la vien rose ‘u seviyordum,halende en sevdiklerim arasındalar yerlerini hiç bir parça alamadı.Bir şarkım daha vardı artık; Kendime şarkı biriktiriyordum,biz çocukken ne güzeldi hep birşeyler biriktirirdik,ne büyük mutluluktu o biriktirebilmek.Oysa şimdi sadece tüketiliyor herşey.Sahi gerçekten ne vardı ki bu şarkıda,ne diyordu;
Gülümse, diyordu,
Kalbin kan ağlıyor olsa da sen gülümse,
Hatta kalbin kırılmış bile olsa birilerine , sen yine de gülümse hayata
Gökyüzündeki bulutlar bile yokolup gidecektir,
Korkularının ve acılarının içinden gülerek geçersen
Yarın güneşin senin için parladığını göreceksin
Sadece gülümse
Yüzünü sevinçle aydınlat,
Tüm keder izlerini sakla,ağlıyorda olsan
Sen şimdi hayata devam etmek zorundasın,
Gülümse,neye yarar ağlamak,
Yarın hayatın gerçekten değerli olduğunu göreceksin,
Sen Sadece Gülümse…”
o ilk dinlediğim anda tam olarak ne düşündüm ne hayal ettim bilmiyorum şimdi,ama yaşadıkça hayatta bu sözlerin ne değerli olduğunu gördüm,her satırı hayat için ne kadar gerekliydi.Aradan geçen onca yıl sonunda 15 Temmuz 2010 akşamı Cemil Topuzlu açık hava sahnesinde ,büyük bir heyecanla keyif içinde ve mutlulukla hayranlık duyduğum Tony Bennett’ dan dinlediğim SMILE o akşam her zmankinden daha anlamlıydı benim için.Gerçi benim Tony Bennett’a olan hayranlıktan ötedir,o “benim Tony Bennett’ım.” Onu o yaşta o heyecanla sahnede görmek ayrı bir güzellikti benim için,hayatı hiç bırakmadan ona sarılmak bu olsa gerek dedim kendime.Ve çocukluğumdan bu yana yaptığım en iyi şey olan şarkı biriktirmek ve kendime “müzisyen akraba “uydurma işinin ne güzel bir şey olduğunu düşündüm ve güldüm.
O an benim için hayatın bir başka armağanıydı,büyük bir keyifle dinledim.Gerçekten pek çok nedenim vardı o akşam hayata gülümsemek için.Ve Hayata teşekkür etmeliydim bize bu kadar duygulu insanlar verdiği için,inanın onlar olmasa bizim bu hayatta işimiz çok zor olacaktı hem de çok.Belki de o akşam ben bir hayalimin içindeydim,nerden bilebilirdim ki hayatın benim için planlarını,Sadece yaşamam gereken şeyleri yaşıyor gibiydim.Bir armağan daha almıştım hayattan o akşam.Sevdiğim şarkılar ve notalar.Hem de Tony Bennett’dan.
Gerçekten hayatta bazı anlar bir çok şeyi başarmak zor gelebilir,hatta bazen imkansız görünür.Belki de Charlie Cahplin’in yaptığı aslında en zor şeylerden biriydi sinemanın o sessiz zamanlarında tüm dünyaya bunları anlatmak.Bir gülümseyişin herşeye bedel olabileceğini söylemek,ne kadar sözcük kullandım anlatabilmek için oysa sadece bir gülümsemem yetecekti bunları anlatmaya.Eğer görebilseydiniz beni.
Günümüz “Modern zamanlarında” zor birşey olacak belki ama yinede geçerli sadece Gülümseyebilmek ,bunu yapabiliyorsanız,bugün için yaşadığınız hayata kocaman bir artı koyun,hayat bu hiç belli olmaz,bir gün hayal ettiğiniz şeyin içinde bulursunuz kendinize gülümseyerek 🙂
“Gülümseyin!” Fotoğraf çekerken mi söylenirdi yoksa:)
smile*
Charlie Chaplin 1936 yılında modern zamanlar filminin müziği olarak besteledi,1954 yılında John Turner ve Geoffrey Parsons söz yazarlığını yaptı.Ve popüler standart bir şarkı oldu.Nat King Cole’dan Michael Jackson’a kadar defalarca yorumlanmış

