The way you look tonıght*

IMG_0088.JPG

“Asla,asla değişme
Çünkü ben seni seviyorum…”

Hani o tüm sıcaklığı ile gözlerin ışıldar ve burnunun üzerinde hafifçe kırışıklığa neden olan bir gülüş olur ya yüzünde ,tıpkı bir sonbahar yaprağı gibi düşersin o anlarda gülüşünle yüreğimin üzerine…sen asla değişme ,çünkü ben seni o halinle seviyorum,gülüşünü,dudaklarından dökülen o güzel mi güzel insanı alıp götüren ,içini ısıtan sözcüklerini seviyorum.

-“Değişme hiç ne olur “diyorum sana buz tutmuş bu kentin sokaklarından,
evlerin çatılarındaki saçaklarda duran sarkıtlar üşüyen bir şehri ve mevsimlerle değişen hayatın nasıl kaskatı kesildiğini gösterirken, ben sana “hiç değişme “diyorum.
öyle ümitsiz ve ölesiye keyifsiz,ölesiye öfkeliyken bu dünyaya ve yaşama.
Sen dünyanın en sıcak gülüşünü verdin,
gece ve dünyam buz kesmişken,
mevsimler değişmişken ruhumda ve kalbimde.
Sana diyebilirdim ki “kalbimi öyle bir ısıttın ki o gülüşle”,
onu alıp sokak ortasına bıraksam aşksız sevgisiz onca insan da bunu görse ve anlasa bir parça bir gülüşün şu hayatı nasıl değiştirdiğini.
“Bu geceki bu gülüşü hep hatırlayacağım,Sen hiç değişme ne olur?”
Ben artık bu saatten sonra ne seni yüzündeki bu gülüşünle ve ne de o kalbi bırakabilirim içinde sen varken.Yeryüzü, tüm dünya buz gibiyken geldin yer ettin o içimi ısıtan gülüşle.Hiç unutamam ki o günü ve seni.
O yüzden diyorum sana sakın değişme!
O gülüşünle içimi ısıt ,dünyamı ısıt ,beni sev o gülüşle,sakın o dudakların kıvrımını yerlere bırakma,bırak yer etsin yüzünün en güzel yerinde,içimde…

İşte sözcükler kendiliğinden döküldüğü gibi geliyor notalarla demek isterdim bu güzel “The way you look tonight” yorumunu Tony Bennett’dan dinlerken.Oysa öyle olmuyor hiç bir şey.Çünkü hiç bir şekli ve haliyle rastlantısal değil ömrümüz,yaşantımız,karşılaştıklarımız ve biz yaşarken içimizde hisettiklerimiz.Yaşadığımız günler ve saatler değişiyor,paraleller ve meridyenler boyunca.Peki biz değişiyor muyuz…?Evet,zamanla belkide.Peki değişmese hep öyle kalsa olmaz mı o gülüşler,sevmeler,öpüşler de değişmese…

Sahi Sevgilim sen beni hangi zamanda ve hangi halimle sevdin,sence öyle mi yine herşey,yoksa bende mi değiştim,mevsimler,yollar,nehirler ve denizler gibi.Şarkılar değişti,notalar farklı, akorlar da farklı basıyor bu zamandaki hayatta,belki de sırf bu yüzden ben, bu kendi şarkılarım dediğim şarkıların içine gömüldüm ve inatla seni sevdim bu hayatta,kaç mevsim geçti,ıhlamurlar kaç kez çiçek açtı,akçaağaç kaç kez yaprak döktü,tüm iklimler değişti,yeryüzünün coğrafyası dahi değişti de İnan benim kalbim hislerim hiç değişmedi ve içimde aklımda hala sen ,hep sen ve seni seviyorum tüm güzelliğinle o en eskilerde sevdiğim gibi “sahiden”!…Yeni şarkılarla sevemiyorum seni , içimdeki aşkın sözcükleri sanırım Shakespeare döneminden işte tam da bu yüzden bu şarkılarımın içine işliyorum hayatı ve seni tıpkı yıllardır kalbime işlediğim gibi.Aslında biliyor musun Sevgilim, yeni bir şey yok bu yaşadığımız dünyada , içinde en güzel söz ve melodisi olan tüm şarkılar yeniden yorumlanıyor,İnan bulabilseler o eski aşıkları da kendilerince yorumlayacaklar,neyse ki ruhları oraya ulaşamıyor yalnızlıktan ve acıdan.
Şarkı da diyor ya “Sen asla değişme!
Ben seni seviyorum, o gülüşünle gecemi o aptal kalbimi,içimi ısıttın,sakın değişme,
Ben seni hep bu gecedeki gibi hatırlayacağım,
Sen içimi ısıttın,
Ben buz tutmuş dünyamda yapayalnızdım”
Bir tek şey var herşeyi yeniden yorumluyorlar şimdi sözleri,kelimeleri ,söyleyen de söylenen cümleler de kısaldı artık teknolojinin elinde dilinde,işte bu yüzden aşklar da ,sevmeler de , öpüşler de uzun soluklu olamıyor.Canım yerine “cnm” kaldı geriye sözcükler yerine.Oysa ne sol anahtarı, ne notalar , ne de nota değerleri,ne de notaların yerleri değişmedi.Hayat,yaşamak ve içindeki değerler bence hiç değişmedi tıpkı seni sevdiğim o ilk hal gibi.Aşkın en yalın haliyle.
Bende seni sözleri güzel o şarkılar gibi yaşamımı ısıttığın o ilk haliyle hep aşk içinde sevmek istiyorum.
Tony Bennett ve Ve şarkısı geceme eşlik ediyor,senin yokluğunda,tüm şehir uykudayken ben seni düşünüyorum…
“benim için hiç bir şey yok ,Seni sevmekten başka
Bu geceki göründüğün o güzel halini sevmekten başka
O Sevecenliğinin büyüdüğü her sözcükle korkularım dağılıyor,
Ah bu gülüş,burnun kırışmasına neden olan bu gülüş,
Aptal kalbimi etkiliyor.
Asla,asla değişme
…..
Çünkü ben seni seviyorum
Tam da bu geceki görünüşünü
Tam da bu geceki bakışını…”

*The way you look tonight
Swing time filminde Fred Astaire tarafından seslendirilen şarkının müziği Jerome Kern ,sözleri ise Dorothy Fields tarafından yazılmıştır.
1936 da Akademi ödüllerinde en iyi özgün şarkı dalında ödül almıştır.

Nature Boy*

IMG_0097-0.JPG

Hayatın büyülü olduğu zamanlardı, bana gülümsediğinde yağmurlu bir yaz vakti mi desem hani üzerimden sıyrılıp akmıştı sanki yeryüzünün tüm tortusu, pası ve taa içime dolmuştu gözlerinin ışığı…
Öyle özlemiş ki ellerim ayaklarım seni öylece durup dakikalarca bakmış uzayıp giden günün gölgesinde gözlerimizin içine.O an yüreğimin o kıpır kıpır haline gülümsemiştin.Benimse bir adım değil bir milim kıpırdayamadığım andı.İçimde herşey bir deryaydı.Ama işte diyorum ya anlatamadım ki bir kelime dahi çıkamadı ağzımın dik yokuşundan o an,kalbim durdu , yeryüzü durdu, güneş bile dayanamadı o sağanak yağmurun ardından kendini gösterdi, bir şey söylemek ister gibi bir tutam gökkuşağı yerleştirdi,saçlarımın üzerinden akan yağmur damlaları üzerine.
“O adam diyor,büyülüydü,
sözleri sözcükleri aşk içindi
Sevmek diyordu sadece
Karşılığında da Sevilmek diyordu”
Aşk büyülü bir yolculuk.Hani o senin beni en karşılıksız sevdiğin zamanlar var ya işte o anlar ve o anda olmanın büyüsü.
Diyorum ya sen her karşımda durduğunda o aldığım nefes ne zor girer göğüs kafesime ,Ne zorlanırım gözlerinin ışığı ve pırıltısında bir an seni kaybetmemek için bedenim yapması gereken herşeyi karıştırırdı,tıpkı aklım gibi.
Keşke yaşam ayarlarımızı , yeni teknoloji ürünleri gibi fabrika ayarlarımıza geri döndürme şansımız olsaydı.Oysa öyle zor oluyor ki biz insanlar için geri dönüşüm.O kaybettiğimiz ilk ayarlarımıza dönmemiz.Her duygumuzu düğümlemeden o en doğal hali ile karşıladığımız yıllarımız,yaşlarımız onlara dönmemiz ne zor.Tam da bu anlarda işte iyi ki bu şarkılarımız var içimizdeki birşeyleri dönüştürmeye ve yeniden hatırlamaya herşeyi.

Ve günlerden bir gün,
hani sen bana baktığında müziğin tüm notaları koşar gelirdi kapıma,şairler dizelerini yetiştirme telaşında bizi anlatan en güzel kelimeyi bulma çabasında olurdu,O büyüyü yaşadığımız zamanda.

” bir gün o büyülü günde
Benim hayat yolumdan geçti
Sadece gerçek bir insandı o geçen
Hiç bir şey söylemedi,
Onun denizlerin üzerinden
Ve millerce kilometrelerce karaparçaları geçerek geldiği söylendi.
Biz çok şey konuşurken
Aptallar ve krallardan
Herşeyi bilen ve ahkam kesen insanlardan,
Bildiğini sandığı yanlışlarda ısrar eden o kör beyinlerden,
Durdu ve bana dönerek dedi ki;
“Hiç öğrenmeyeceksiniz ,
En basit şeyin sevmek olduğunu
Ve karşılığında da sevilmek olduğunu”
İşte bu kadar basit diyordu ve bir o kadar da doğal olan buydu tüm hayat bunun üzerine kuruluydu ve o büyülü zamanlar geçip gidiyordu.Yaşamak zorunda olduğumuz anlar varya işte onlar şimdiki zamanlar “Sevme beceriksizliğimiz” yüzünden geçmek bilmiyordu.
Oysa sana baktığım ve seni her gördüğüm an ilk kezmiş gibi gördüğüm o günler var ya sanki gökyüzü ayaklarımın altına serilirdi,Güneş nereye kayboldu diye soracak olsan gözlerinde derdim, biraz çekinerek hafiften bakışlarımı kaçırarak.Söylerdim zorda olsa Seni herşeyden çok sevdiğimi.Sen olmasan şu koskoca evrende şu gezegende ne de yalnız hissederim kendimi demek isterdim ardından.
Yine akşamın o sessiz güzelliğinde şarkılar dökülüyor yıldız tozu gibi bakışının ardından…
“Biraz utangaç ve gözleri hüzün doluydu”tüm bunları anlatırken bana.Çok uzaktan geldiği o kadar belliydi ki sağ omuzuma yaslandı ve uykuya daldı.
“Her şey o kadar doğal ve basit ki aslında,
Sadece Sevmek ve Sevilmekti karşılığında”
Geceye doğru süzülen ve uçuşan sözcükler,esen rüzgarın güzelliği , şehrin pırıl pırıl ışıkları içinde uyuyakalmışım olmalıyım ki başucumdan gelen bir “çıt” sesiyle irkildim,dedim ya öylece uyuyup kalmıştım,elimde Nat King Cole’un albüm kapağı, diğer tarafta bilgisayar, tv herşey açık kalmış,şehrin ışıkları içinde uyumuştum,sanki bir mevsim uyumuştum gökgürültüsü ve ve yağmuru görünce öyle hissettim bir an.
Sanırım büyülü bir rüya gördüm,içinde sen, ben ve birde aşk geldi peşimizden.Şimdi Uyandım Sevgilim,içimde sen.”Nature Boy” çalarken gözlerimde biraz hüzün kalmış olmalı ki onu da sağ elimin ayası ile gözlerimi ovuştururken gitti.Uyku sonrası,aklım ,kafam karışık tüm plaklarımı dağıtmışım tıpkı senin yokluğunda dağılan kalbim gibi.Ha birde nerdeyse tam bir mevsim geçmiş, sahiden koca bir yaz sen yokken ve Sonbahar gelmiş kapının eşiğine.
“Biliyor musun?,hava artık çok güzel olduğum yerde, sende gelebilirsin.”dedim içimden sana.Ve olduğum yerden şehrime baktım, yağmur damlaları düşerken “sen sonbaharda daha güzelsin” dedim,kalktım,bir bardak su aldım.Bi yudum ya içtim ya içmedim aniden sağanak hale dönen yağmura bakarken,”Nature Boy” bestesi için Eden Ahbez’e şükranlarımı ilettim,Nat King Cole içinde bir sevgi sözcüğü fısıldadım biten geceye,iyi ki müzik var,mevsimler var ve en güzeli SonBahar tıpkı en son olan aşkım sen gibi.
Birde yazdan kalan yıldız pırıltıları ve sözcükler havada asılı kaldı,şimdi onlarda senin olduğun yere gelsin tatlı bir ninni gibi o güzel uykunda seni dinlendirsin Sevgilim.
Iyi ki sen o büyülü günde benim hayatımdan geçmişsin,Hayatının tüm notalarıyla.

Nature Boy*(1947)
Bestecisi Eden Abhez,1948 yılında 8 hafta boyunca hit olmuştur,Eden Abhez’in çok farklı bir yaşam tarzı olmuş sene 1940’larda hippi sayılacak bir tarz nerdeyse,uzun saç ve sakal ve beyaz bir cüppe içinde sandaletleri ile dolaştığı düşünülür ve evinin olmayışı da eklenirse bunlara şarkının adının neden Nature Boy olduğu da anlaşılır.