Hayatta kendimizi özgürleştiren şeyleri o kadar az tercih ediyoruz ki,sadece bir duruma , bir “hâl” içinde olmaya ihtiyacımız var.Orhan Veli’nin dediği gibi “bir hâl ki anlatılır şey değil” gibi bir durum olması gerekiyor bence.Bu öyle bir hâl olmalı ki aslında hiç peşinizi bırakmayan, içinizden çıkmayan.Bize hayatın tüm güzelliğini belki yaşanılan hâl içindeki güzelliğini söyleyecek,düşündürecek birilerine ve birşeylere ihtiyacımız var.
Sanıldığı gibi herşeyimizi koşullu yaşamak durumunda olmadığımızı ,özgür olduğumuzu bize her an hatırlacak birilerine ya da bir şeylere ihtiyacımız var.Bu okuduğunuz bir kitabın satırları,bir filmin size anlattıkları ,bir şairin dizeleri,bazen de en sevdiğiniz radyo programındaki bir şarkı olabilir.
Özgürleşecek zamanlara belki de anlara koşulsuz olarak bağlanmalıyız.
Modern hayatın bize dayattığı tüm modellere açığız ve herşeye koşulu yaklaşıyoruz.Eğer bu olursa bu ,şu olmazsa şu diyoruz.Se’ler ve sa’lar etrafımızda dolaşıp duruyor.Olasılık hesapları yapıyoruz ve herşeyimizle biryerlere ,olaylara durumlara koşullanıp yaşayıp gidiyoruz.Can Yücel’in şiirini hatırlasak arada iyi olur ,ya da kimi seviyorsanız.
Ne diyordu Can Yücel;
“Başka türlü bir şey benim istediğim
Ne ağaca benzer, ne de buluta
Burası gibi değil gideceğim memleket
Denizi ayrı deniz,
Havası ayrı hava..”
Evet hepimiz ayrı bir havadayız , hepimiz ayrı bir telaş içinde ayrı bir hengâmede gidip geliyoruz.Aslında çok da farklı değil isteklerimiz,sevmelerimiz,aşklarımız,gördüklerimiz ve yaşadıklarımız.Sadece kimilerimizin şairleri ,müzisyenleri,romanları,filmleri,belki de kendi hayatlarının senaryoları eksik.Sözcüklerimiz belki de yerli yerinde değil hayatı yaşamak için,cümlelerimizi kuramıyoruz,söyleyeceklerimizi diyemiyoruz birbirimize ,belki de bunu en çok kendimizden esirgiyor ya da yapamıyoruz işte.
Hani şöyle bırakamıyoruz ki herşeyi olduğu gibi,tıpkı şu dizede olduğu gibi.Bazen kendini bırakmak ve düşmek gerek ve gitmek olmak istediğin şeye.
…
“Bir başka yolculuk dalından düşmek yere
Yaşadığından uzun”
bazen kendimizi bırakmamız gerekiyor yaşama ,yaşamın kendi Müziği’ne koşulsuz bırakabilmeyi öğrenmek gerekiyor belki de.Can Yücel’in şiirinde Dalından düşen yaprak gibi ağacın yüksekliğince,bırakmak gerek kendimizi,hayatın içine ne geleceğini düşünmeden.
Tıpkı radyoda çalan “when ı fall in love ” parçasında olduğu gibi âşık olmak…
Sana âşık olduğumda der çevirisi ama aslında “seninle aşka düştüğümdedir ” anlamı,bu size bahsettiğim hâldir,yani âşık olma hali…işte biz hep bu hâlleri unutup gidiyoruz,sevme hâli,âşk hâli,mutlu olma hâli,iyi olma hâli.Asıl olan bu hâllerimiz hatırlamamız gereken;
“Sana âşık olduğumda ,seninle aşkın kollarına düştüğümde
Bu sonsuza dek sürecektir,aslında bu sonsuza dek sürecek bir hâl olacaktır, diyor,
Şunu bil ki eğer bu böyle olmayacaksa sana âşık olmayacağım,
Böylesine yorgun bir dünyada ,
Aşk başlamadan bitti sevgilim,
Ve bir sürü ayışığı öpücüğü yokolup gitti sevgilim,
Tıpkı güneşin sıcaklığını alan serinlik gibi…
Kalbimi sana verdiğimde tüm kalbimi sana vermiş olacağım,
Eğer bu böyle olmazsa İnan onu sana asla vermeyeceğim.
İşte sevgilim seninle aynı duyguları hisettiğim an sana âşık olduğum an ve hâldir”
Ben bile bu satırları yazarken eridim desem “When ı fall in love “notaları gibi uçuşan bir hâldeyim!bu arada tek eriyen ben olsam iyi! Az önce dışarı çıktığımda aldığım koca bir külah dondurmanın kalanını yazımı yazma hevesliye bir ara koltuğun üzerine bıraktığımı bile unutmuş hâldeyken şu an hatırladım.O da Erimiş!!!eh bu da onun doğası yapacak birşey yok,eridi.Ne olacak benim bu hâlim,blog yazacağım diye.
Peki siz şimdi bu satırlardan sonra ne hâldesiniz,nasıl ve ne şekilde âşık olup,seveceksiniz ,hayatı sabah nasıl ve nerde ne hâlde karşılayacaksınız,onu mutlu edecek misiniz,bir ömür sevebilecek misiniz onu,size getirdiği hâllere aldırmadan onu olduğu gibi kabul edecek misiniz?
Peki ya kendinizi…?herşeyinizle her hâlinizde sevebilecek ,olduğunuz gibi kabul edecek misiniz?
Her ne hâlde olursa olsun kendinizi hayata bırakabilecek misiniz .Koşulsuz!..
*When I Fall in Love (1952)
Victor Young (müzik), Edward Heyman (söz yazarı)
“One minute to Zero ” filminin müziği (romantik bir savaş filmi 1952)
